|
" Sen de
suçlusun! ha biraz fazla, ha biraz eksik, öyle değil mi?
iyi ama, suçsuz insanın bulunmadığı şu yargıçsız dünyada kim göze
alacak beni yargılamayı?
görüyorsun ya, helicon geri dönmedi. ay ı ele geçiremeyeceğim. ah ne
acı şey, haklı olup da
ölene dek bu yolda yürümek zorunda kalmak!
evet korkuyorum ölümden. kılıç sesleri! lekesizlik
utkuya hazırlanıyor. neden onların yerinde değilim? korkuyorum! ne
tiksinç şey, başkalarını küçümsedikten sonra kendini de
aynı korkaklık içinde bulmak. ama önemi yok. korku sürmez.
az sonra insanın yüreğini erinçle dolduran o büyük boşluğa
kavuşacağım.
ne de karışık görünüyor dünya! oysa her şey nasıl da yalın!
ay ı ele geçirebilseydim, sevi yeterli olsaydı her şey değişecekti.
peki ama nerede gidermeli bu susuzluğu? hangi yürek, hangi tanrı
verebilir bana göller dolusu suyu?
ne bu dünyada ne de ötekinde beni doyurabilecek bir şey var. oysa
biliyorum ki !!! sen de biliyorsun ki olanaksızın olması yetecekti.
ey olanaksız! dünyanın ve varlığımın sınırına giderek
aradım seni.
ellerimi uzattım. elimi uzatıp karşımda hep seni buluyorum,
oysa sana karşı da içim hep kin dolu. izlenmesi gereken yolu
bulamadım,
hiçbir yere varamıyorum. özgürlüğüm de pek iyi bir şey değil ah
helicon!
hala hiçbir haber yok! öfff ne ağır bir gece! helicon dönmeyecek:
sonsuza
dek suçlu kalacağız! insan yüreğini saran acı kadar acı bir gece!"
ne tiksinç şey, başkalarını küçümsedikten sonra kendini de
aynı korkaklık içinde bulmak. ama önemi yok. korku sürmez.
az sonra insanın yüreğini erinçle dolduran o büyük boşluğa
kavuşacağım. |